Olduğumuz dünyayı, çevremizi, insanları beş duyumuzla algılıyoruz. En gözdemiz ise görmek. Konuşmadan da önce gelen tercih etmediğimizde de içinde olduğumuz bir dünya. Seçemediğimiz şeylerle de iç içe olduğumuz bir dünya. Ve bunu görebilme yetisine sahip olduğumuzda otomatik olarak yaparız. Seçebildiğimizde de bu şekilde mi olurdu? Örneğin sosyal medya ve maruz kaldığımız onca emeksiz, anlık veri. Bu bilgilere gerçekten ihtiyacımız var mı? Kendi özgünlüğümüzü ve bir şeye gerçekten ilgi duyduğumuz düşündüğümüz ve merak ettiğimiz için yaklaşsak çok daha gerçek sosyal hayatlar yaşamaz mıydık? Paylaşım yapmadığımız ama paylaştığımız bir hayat. Her şeyi bu şekilde kayıt almalı mıyız? Anlık paylaşımlarla anlar kayıp mı oluyor? Hikaye özelliğine kişisel bir dur zamanı. Kendi hikayeni yazabilmek için başkalarının senin için yazdığının çok ötesinde gerçek bir hikaye için. Asıl anlatılmak isteneni anlayan biri yok ya da hislerin önemsendiği bir mecra değil sosyal medyadaki dünya. Ya da anlatılan bir şey yok ve etkileşim var fotoğraflarda verilmek istenen bir imaj. Biraz uğraş gerektirilmeli gibi geliyor. Düşünmeyi seven biri için fotoğraf ne anlatır? Düşünceyi zayıflatır ve derinlikten uzaklaştırır. Verilen şey çok hızlıdır ve tarihten, andan bir hatıra olarak kalır. Fotoğraf körü olmamak için fotoğraftan uzaklaşmak mı gerekir? Ayrıştırmak için çok hızlı ve durdurulmaz bir akış var. Nasıl seçici olabiliriz? Uzaklaşabiliriz. Daha gerçeklikle iç içe olmayı deneyerek. Verilen şey çok hızlıdır ve tarihten, andan bir hatıra olarak kalır. Fotoğraf körü olmamak için fotoğraftan uzaklaşmak mı gerekir? Ayrıştırmak için çok hızlı ve durdurulmaz bir akış var. Nasıl seçici olabiliriz? Uzaklaşabiliriz. Gerçeklikle iç içe olmak için yazınsalı seçerek dikkat süremizi uzatmak mesela. Daha çok emek vermek bir şeyi kafamızda görüntülerken, canlandırırken gerçekliğe beynimizin sağlamasıyla ulaşmaya ne dersiniz??
Olduğumuz dünyayı, çevremizi, insanları beş duyumuzla algılıyoruz. En gözdemiz ise görmek. Konuşmadan da önce gelen tercih etmediğimizde de içinde olduğumuz bir dünya. Seçemediğimiz şeylerle de iç içe olduğumuz bir dünya. Ve bunu görebilme yetisine sahip olduğumuzda otomatik olarak yaparız. Seçebildiğimizde de bu şekilde mi olurdu? Örneğin sosyal medya ve maruz kaldığımız onca emeksiz, anlık veri.…
Yorum bırakın